|
|
June 26
February 24
|
Tutamayacagım sözler vermem Adımlarımda 'kim ne der' diye düşünmem Basit kişilerle polemige girmem Dünyada kimse üzülsün istemem Bazı şeyleri asla affedemem Geçmişe takılıp dert etmem Yaşanmışlıkları kolay silemem Cesaretsizligi 'gurur'la örtmem Yalan ve taktiklerle ugraşmayın,yemem! Dostlarıma laf ettirmem Tutkularım var, vazgeçemem! Gidiosan eğer,çok özlesem bile dön demem Kimseye kolay kolay güvenemem Güvenmedikçe sevemem Agır geliyosa bunlar, firar serbest, üstelemem
| June 21 Nice bu hasreti dildar ile giryan olayım Yanayım aşkın ile büryan olayım Görmedim gül yüzünü âhü fiğan etmedeyim Akıdıp göz yaşımı dert ile nalan olayım Kapladı bu nârı firkat cismi ğem âludemi Korkarım heşre keder böylece suzan olayı Sevdiğim rağmet yeter incitme artık kalbim Gerilerdesin yusufu asa bendi zindan olayım Lütfüyüm bülbül gibi gülşende feryat edlerim Vusleti yâr ile ancak şâdi ğendan olayım
Şanlıurfa Halk Müziğinin Önemli Diğer Kaynak Kişileri
AHMET ALAYBEYİ 1935 yılında Urfa’da doğdu. Babasının ismi Celal, annesinin ismi Hayriye’dir. Bir devlet kurumunda muhasebecilikten emekli oldu. Babası ve ağabeyi müziğe meraklıydı, kendisi de ailesindeki müzik ortamında yetişti. Gençlik yıllarında Tenekeci Mahmut’tan istifade ederek müzik bilgisini ilerletti. Urfa’da çeşitli dönemlerde üç musıki cemiyetinde çeşitli çalışmalarda bulundu. Talebeler yetiştirdi. Makamları ve Urfa makam geleneğini çok iyi bilmektedir. Urfa tavrında bağlama çalar. Derlediği türküleri TRT repertuarına alınmıştır. 1976 yılında MİFAD’ın Şanlıurfa’da yaptığı ve 340 adet türkü ile uzun havanın derlendiği çalışmada kaynak kişi olarak, diğer kaynak kişilerle birlikte kendisinden de istifade edildi.
AHMET UZUNGÖL (Ahmet Hafız) 1930 yılında Urfa’da doğmuş ve 1992 yılında vefat etmiştir. Babasının adı Bozan, annesinin adı Emine’dir. Evli ve altı çocuk babası idi. Müzik merakı, küçük yaşlarında başlamış ve meşhur ustaları dinleyerek makamları öğrenmiştir. Daha sonra Şanlıurfa’nın ünlü müzik ustalarıyla fasıllara katılmış; okuduğu gazel ve hoyratlarla Şanlıurfalıların gönlünde taht kurmuştur. Birçok mahalli kasette okuduğu gazellerle, gazel okuma geleneğini devam ettirmiş ve gazeli sevdirmiştir. Kasetlerde okuduğu gazeller, dinleyenlerin çok takdirini kazanmış ve halen sevilerek dinlenmektedir. Urfa’da “çifte” denen ilâhileri de çok güzel okumuş ve Urfa’da bu konuda yapılan derlemelerde kaynak kişi olarak kendisinden faydalanılmıştır.
BAKIR YURTSEVER (Bekçi Bakır) 1909 yılında Urfa’da doğmuş ve 1985 yılında Şanlıurfa’da vefat etmiştir. Musıkiye küçük yaşlarda başlamıştır. Ustası Pehel’in Ahmet Hafız’dan makamları öğrenmiştir. Hacı, Nuri Hafız’dan da mevlüt okumasını öğrenmiştir. 30 sene kadar mevlüthanlık yapmıştır. Bekçilik yaptığı için kendisine “Bekçi Bakır” denilmiştir. Muzaffer Sarısözen’in hazırladığı “Yurttan Sesler” programına zaman zaman çağrılmıştır. Ayrıca radyoda çeşitli Şanlıurfa programlarına katılmıştır. TRT repertuarında derlemeleri yer almaktadır. Birçok plak yapmıştır.
CEMİL CANKAT 1913 yılında Şanlıurfa’da doğmuş 1976 yılında Şanlıurfa’da vefat etmiştir. Babası Onbaşı Mehmet, annesinin adı Ayşe’dir. Evli olup 3 çocuğu vardır. Esas mesleği şoförlüktür. 19 yaşında “Pencereden kar geliyor” adlı ilk plağını doldurur. Okuduğu plak çok sevilince, plaklar birbiri ardına gelir ve 300 civarında plak yapar. Ünü yurt sınırlarını aşmıştır. Bilhassa Arap ülkelerinde sevilerek dinlenmiştir. Halep, Şam ve Kahire’de konserler vermiştir. Ses sanatçılığının yanında aynı zamanda da bestekârdır. Plağa okuduğu eserlerin çoğunu kendisi bestelemiştir. Birçok filmde başrol ve yardımcı rollerde oynamıştır.plaklara okuduğu eserlerden bazıları TRT repertuarına alınmıştır.
HALİL UZUNGÖL (Halil Hafız) 1928 yılında Şanlıurfa’da doğmuş, 1992 yılında vefat etmiştir. Evli ve 6 çocuk babası idi. Çeşitli camilerde müezzinlik ve imamlık yapmıştır. Babası meşhur gazelhanlardan Bozan Emmi’dir. Şanlıurfa’nın son yıllarda yetiştirmiş olduğu en güzel ses, en güzel tavıra sahip kişilerden biridir. Sesi çok temiz, parlak, etkileyici ve yüksektir. Usta bir mevlüthan, gazelhan ve hoyrat okuyucusudur. İlk hafızlık derslerini kurra Mehmet Hafız’dan, makam derslerini de Hacı Nuri Hafız’dan almıştır. İyi bir edebiyatçı olup gazeller yazmıştır. Farsça’yı da bilirdi. Ramazan’da, bayramda ve yağmur dualarında okuduğu dualar dinleyenleri ağlatırdı.
HAMZA ŞENSES 1904 yılında Şanlıurfa’da doğmuştur. Tanburacıoğulları’ndandır. Ses sanatkârı ve bestekârıdır. Müziğe üç telli saz çalarak başlamış, bilahare tanbura ve cünbüş çalmasını öğrenmiştir. Sesi çok dik, temiz ve etkileyicidir. Mukim Tahir’le aynı dönemlerde yaşamıştır. Şanlıurfa’da Halkevi Sahnesi’nde ve Aynzelha gazinolarında programlar yapmıştır. Bir müddet de İstanbul sahnelerinde çalışmıştır. Çok temiz giyinen ve modern görünüşlü bir kişiydi. “Kışlalar doldu bugün”, “Aşkın ne derin yaralar açtı ciğerimde”, “Ne hoş olur mahpushâne havası”, “Kız adın Fatma güzel”, “Nazmiyem gel beni yakma”, “Adanalı esmer olur can yakar”, “Duman duman olmuş karşıki dağlar” Taş plağa okuduğu eserleridir.
MAHMUT GÜZELGÖZ (Tenekeci Mahmut) 1919 yılında Şanlıurfa’da doğmuş ve 1988 yılında vefat etmiştir. Babasının adı İbrahim, annesi İslim’dir. Esas mesleği tenekeciliktir. Kütüphâne memurluğundan emekli olmuştur. Şanlıurfa’nın folklor tarihinde en büyük müzisyen ve kaynak kişilerden biridir. Devrin en büyük ustalarından istifade etmiştir. Şanlıurfa repertuarında icra edilen türküleri, hoyratları, gazelleri bilir ve makam esasına göre eksiksiz okurdu. Şanlıurfa ile ilgili; hikâye, masal, mani, gazel, atasözleri ve benzeri folklorik bilgilerin hemen hemen hepsinde söz sahibi idi. Büyük bir halkbilimcisi ve müzik üstadı idi. Şanlıurfa adına birçok türküyü TRT repertuarına kazandırmıştır. Ayrıca MİFAD tarafından Şanlıurfa’da yapılan derleme çalışmalarında kendisinden kaynak kişi olarak faydalanılmıştır.
MEHMET ATAÇ (Aliçine Mehmet) 1931 yılında Şanlıurfa’da doğmuş ve 1994 yılında vefat etmiştir. Babasının ismi Reşit’tir. Evli ve 4 çocuk babası idi. Cünbüş ve ud çalar. Ustası Mukim Tahir’dir. Müzik toplantılarında edindiği bilgileriyle içinden gelen duyguları bestelere döküp sevilen eserler yaptı. Yaptığı eserler birçok sanatçı tarafından kasetlere ve plaklara okundu. “Derbederim yoktur yuvam”, “Felek hançerini almış eline” sevilen eserlerindendir.
ŞÜKRÜ ÇADIRCI (Şükrü Hafız) 1917 yılında Şanlıurfa’da doğmuş ve 1993 yılında vefat etmiştir. Türk Halk Müziği ve Sanat Müziği dalında 70 civarında eseri vardır. Şanlıurfa’nın yetiştirmiş olduğu en ünlü bestekârlarından biridir. İki yaşında iken gözlerini kaybetmiştir. Devrin birçok ustalarından faydalanmıştır. Devrin birçok klasik ve halk türküleri sanatçıları eserlerini severek icra etmiştir. 1938 yılında Şanlıurfa’ya derleme yapmaya gelen Muzaffer Sarısözen, kendisinden “Küstürdün barışamam”, “Bülbüller düğün eyler”, “Seherde girdim bağa” adlı türküleri derlemiştir. TRT repertuarında eserleri bulunmaktadır.
TAHİR OTURAN (Mukim Tahir) 1900 yılında Şanlıurfa’da doğmuş ve 1945 yılında Zonguldak’ın Yenice ilçesinde vefat etmiştir. Babası Mukimlerden Hacı Abdurrahman’dır. Ailece sevilen ve sözleri geçen varlıklı bir aileye mensuptur. Küçük yaşlarda bolluk içinde yetişti, ömrünün son döneminde yoksul düştü. Okuduğu gazel, hoyrat ve türkülerinde Urfa şivesini en mükemmel bir şekilde kullandı. Bağlamayı ve darbukayı çok iyi çalardı. 1938 yılında Muzaffer Sarısözen, Şanlıurfa’da yaptığı derleme çalışmalarında, kendisinden kaynak kişi olarak istifade etmiştir. 1944 yılında 35 kişilik bir ekiple Türkiye’de konser turnesine çıkmıştır. Taşplağa okuduğu eserleri; “Ayağında kundura”, “Kapıyı çalan kimdir”, “Elleri pambıh”, “Kırmızı kurdele”, “Hüsnün senin ey dilber nadide kamer mi”dir.
YUSUF BİLGİN 1920 yılında Şanlıurfa’da doğdu. Babasının adı Halil, annesinin adı ise Zemzem’dir. Esas mesleği helvacılıktır. Şanlıurfa makam geleneğini bilir. İlahi ve gazel okumada ustadır. Arûz vezniyle yazdığı şiirleri vardır. Keskin bir zekâya sahip olup yüzlerce beyit gazeli eksiksiz olarak ezbere bilir. Çok geniş bir ilâhi repertuarı vardır. Şanlıurfa’nın ünlü ustaları Mukim Tahir, Kıde Hafız, Ahmet Hoca, Dede Osman ve Tenekeci Mahmut’la birlikte birçok meclislerde bulunmuştur. Kültür Bakanlığı başta olmak üzere birçok kurum ve araştırmacı kendisinden kaynak kişi olarak istifade etmiş ve kendisinden Şanlıurfa’da okunan ilâhiler derlenmiştir.
YUSUF KUŞÇUOĞLU 1911 yılında Şanlıurfa’da doğdu. 1989 yılında vefat etti. Babasının adı Reşat, annesinin adı ise İsmet’tir. Evli 8 erkek, 7 kız olmak üzere 15 çocuk babasıdır. Maddi yönden varlıklı bir ailenin çocuğuydu. Buğday Pazarı’nda zahirecilik yapmaktaydı. Daha sonra Ankara’ya yerleşerek kuşçuluk yaptı. Gençlik yıllarında müziğe olan merakından dolayı Mukim Tahir gibi devrin müzik ustalarının meclislerine katılarak onlarla birlikte okudu. Hafızası çok kuvvetliydi; bir defa duyduğu eseri hafızasına kaydederdi. Repertuarında çok sayıda şarkı, türkü ve gazel bulunmaktaydı. “Küçük hanım bere giymiş başına” türküsü gibi birçok türkü, kaynak kişi olarak kendisinden derlenmiştir.
DAMBURACI DERVİŞ 1877 yılında Şanlıurfa’da doğdu. 1957 yılında vefat etti. “Tamburacı” lakabı dayılarından kendisine gelmiştir. Kendisi baba tarafından Timuroğulları’ndandı. Esas mesleği oturakçı (Bedesten’de halıcı) idi. Küçük yaşlardan beri müziğe meraklıydı. Devrin birçok ustalarına hizmet etti ve olgunlaştı. Ustaları; Mehış’ın oğlu Ali Hafız, Hacı İbiş, Cürre Mehemet, Mehsim’in oğlu Mehmet’tir. Bütün makamları ve makam geleneğini çok iyi bilirdi. En çok sevdiği ve okuduğu makamlar Rast, Hicaz, Segâh, Sâbâ ve Araban’dır. Günümüzde okunan gazel, hoyrat ve anonim türkülerimizin oluşmasında çok önemli katkıları olmuştur. Birçok ustalar yetiştirmiştir.
OSMAN ÖZSOY (Bandocu Osman) 1908 yılında Şanlıurfa’da doğdu. Babası Hacı Ali, annesinin adı Adile’dir. Çocukluk ve gençlik yılları Şanlıurfa’da geçmiştir. 1972 yılında vefat etmiştir. Bursa Sanat Okulu’nda 2 yıl Musiki Nazariyatı dersleri aldı. Daha sonra Urfa Sanat Okulu’nun bando kısmına devam ederek Yüzbaşı Mehmet ve Ali Rıza Bey’den solfej ve armoni dersleri aldı. Notayı, solfeji ve diğer müzik bilgilerini ileri düzeyde öğrendi. 1934 yılında Mardin’de, daha sonra da Urfa’da bando takımını kurdu. 1950 yılına kadar bu görevi yürüttü. Bu hizmetleri sırasında birçok kişiye nota ve solfej öğretmiştir. Şanlıurfa Halk Müziği ile ilgili türkü ve oyun havaları derlemiş; derlediklerini “Urfalı Musikişinaslar ve Halk Türküleri” adlı bir defterde toplamıştır. İcracı ve ekip şefi olarak birçok konserlerde bulunmuştur. 1946 yılında Gaziantep’ten başlayıp İstanbul’a kadar birçok ilde konserler veren Şanlıurfalı sanatkârlardan oluşan bir ekibin şefliğini yapmıştır. March 30 Adım Ahmet evliyim 5 çocuk sahibiyim haftada 95 saat işçiyim asgari ücrete talimim tanrım yetmiyor ne yapmalıyım?
Adım Aysun bir oğlum var dulum, kocam öldü günahkar bir kulum çarem yoktu herkesle oldum yavrum aç kalmasın diye kendimi sundum.
Adım Kerim esrarkeşim vız gelir anam kardeşim eşim, bir toz için hepsini silerim o yola sokarım özür dilerim.
Adım Jale zengindir babam hergün alem yaparım takmam makyajsız dışarı adım atmam bu gece bardan çıkardım benle 3 adam.
Adım Tayyar düşmanım kumar servetimi elimden aldı basit bi zar pişmanım kurtar beni bu alışkanlıktan diyecek kalmadı güvendiğim bir insan.
Adım Sedat idi şimdi Semra oldu sedat öldü kalbime gömdüm soldu fazlalığı aldırdım portakal taktırdım tangayı taktım ve e5 te başladım.
Adım Müslüm kaderime küstüm kendimi bıraktım kirli elim yüzüm pasaklı üstüm sevenim olmadı hiç doğru düzgün.
Adım Huriye göbek açtım şehire deniz benzemez falan dediler nehire salak kafam kandı bahanelere şehre gelir gelmez düştüm cehanelere
Adım Deli babam aşırı dinci benim tersim ben bi cönki kaşım ağzım dilim burnum kulağım küpeli nöron bitti hayat funky
Adım Burcu yaşım 30 u buldu evde kaldım valla bastı korku kastı bu dert galiba yandık hadi baba etme beni ver artık.
Adım Osman işim gücüm yalan söylemek lakabım hasmitoma kendi yalanlarıma kendimde inanıyorum hayret bundan zevk alıyorum.
Adım Ceyda millet bıçak altına yata yata estetik yapa yapa her tarafıma silikonu basa basa basa en sonunda döndüm ma ma maymuna.
Adım Naim 10 yıldır da dahayım mapustayım cezamı yensin dayım masumum bedavadan 20 yıl verdiler vurmadığım yere vurdun dediler.
Adım Leman yok sizle alakam dizim sağolsun çatlasın düşman assolist oldum çıktı 2.solom 3 ledi gibiyim ama çok terledi oram.
Adım Emin tımarhanedeyim 6lıyı tutturdum ama yatırmadım beyim intihara kalkıştım kurtardılar gerçi beter ettiler buraya attılar.
Adım Yeşim 55 yaşım vatan uğruna oğlumu şehit verdim bayrağımız sağolsun yavruma hasretim aştı beni üzüntüm acım kederim.
Adım Kadir Allah birdir geriye kalanın hepsi bahanedir sade bi insanım dinime düşkünüm burdan çok öteki tarafı düşünürüm.
Adım Seyit rapimdedir beyin sevmediysen dinleme bas git bu kadar basit doğrular lazım rap hayatıma lazımSırada biz bir yol verin bize, muhabbetiniz boş, doldurmaya geldik biz, evirir bu işi, konuşmayı bilen devirir, bu oyunu oynamayı bilen çevirir şişeyi, ve burası gittikçe ısınır, sen oyna dilber, burada herkes gaz, kimse naza gelmez has, işte şimdi geldi yaz, biz içerdeyiz, etraf bir dalgalandı, şöyle ne oluyor, herkes kesti buz, eğer istediğiniz eğlenmekse böyle buyurun, huyumdan değil suyumdandır, sahneden kudurturum, yerinde durmasın bütün bedenler hep konuşsun, biz aleme hiç uymadık ki gel de alem bize uysun, sokulsun herkes birbirine, müzikse iyi duyulsun, ve doyumsuzluk yaratmaz, yeter bu parti herkese, istediğini bulmadıysan bekleme hiç boş yere, yıldızların üstündeyiz bu da bizim varyete
Ne dersen de bana böyle beat ver, playtoy havan patlak, latex miğfer, seni öpüyor kızın ama gözü bende, el ver kol ver bak kime geldi, ladi dadi, gönlü ister parti, domal çıkışta, apıştın, kapıştın, paparazzi, sonradan görme görünce gülümser kadraj, kanında yüksek promil bu gecenin sonu kürtaj, hiç bitmez prada döküldün hangi arada, viktoristte neler gizli neler var kutunda, kızma ne olur sensin benim tek bebeğim ufak filimler çekip internete verelim, İstanbul sulu tatlı exotic rap loco, ispirto tekel votka yükselir mojo, hiç hazzetmem dansetmem, her günüm dolu, yüzüm Yeşilçam müziğim top 10 nedir konu
birer birer kayıp giderdi her bir sevilen, yenisi gelmez, eline geçmez hele ki değeri hiç bilinmeyen, yürekte varsa sevgiden de ötesi, sen ağlasan da boş, ışıkta yaksan nafile, odan karanlık hep loş, hayatın emri hep koş, bayağı bir bekledim boş, yaşantım sanki bir savaş ve hoşta bazen, ateş kesildiğinde ve de sular durulduğunda, yoksa hep gülerdi insan, hep kalırdı masum, saygıda bir kusur ettiğinde minnetinde değeri yok, kafalarda hesaplar yapılır ve mesafeler konur, fakat bu kalp unutmaz, unutamaz ki zaten, her kalp yıkılır ancak yenisi bulunamaz bir mesken, her anım birini özler, rüyada yolunu gözlediğim, düşünceler ve benliğimle canlanır tüm hatıralarım, bitince yalnızım, gözümü açtığımda kalmışım yanımda ailem ve birde arkadaşlarım....
şimdi boşuna bakma saate zaman geç oldu, dün annem elimi tutarken bugün 29'da doldu, vakit can almaz ancak can yakar, fakat bir bekle bak, nakavt olursan çok sakat, mücadeleyle geçen hayatta son round, kazanmak herkes ister, ne istediğini bilmektir önemlisi var mı listen, hayallerin, hırsın, cesaretin, sabır selametimse intikam felaketimdir, ne mektebimde vardı huzurum, ne vardı evde, çıkıp bir başıma ağlamaktı belki caddelerde, hayallerin kurulduğu ve düşlerin yok olmadığı, bu gözlerinse dolduğu, zamanın donduğu bir yerdeyim, düşünceler dumanlı dağlar aynı, gözse puslu, bir bakmışım mesafeler uzun ve tozlu, benimse yol yürür gider bir seyyah olurum, ne paranın bir değeri vardır aslında, ne de şerefle onurun...
ameleydim eskiden şafak sökerdi her gün işe giderken, cebimde yoktu bir kuruş ve Üsküdarımın her bir yeri yokuş, her gün yeni bir suç, ittiler fakat ben olmadım tuş, kanatlı doğmamış kuş, vakit hiç geçmemişti, ben hep aynı yerde saydım, ekmekle vardı kavgam daha bir sertti günler, ve geçmişeydi saygım, gelecekti kaygım, kelebekti kalbim, akar giderdim olsa bile bir derdim hep gülerdim, ve ağladığımı görebilen bir annem birde ben, inceden bir perde vardı gözlerimde, göz görür fakat dilim susardı, ayaklarım, elim, kolumda bağlı, hayat bu dile kolay velakin her bir yerine ağrı, ve kimi zaman düşündüm, aslında hiç üşenmedim ben hep düşündüm, hayata karşı dört silahşör hep güler sanmıştım, bu öyle lanet olası tos bir pembe ki bir baktım her şey ciddi ve hemen uyandım...
gelsin hayat bildiği gibi gelsin, işimiz bu yaşamak, unuttum bildiğimi doğarken, umudum ölmeden hatırlamakBenimle kal! Hevesim kursağımda takılı kaldı Gözlerim telaş timsali her ölende ağladı Pervasız tenin gözümü aldı komada martı Lodos mağduru melteminde ayıldı ve Yalnız uyandı. Suskunluğum minnetimdi Yokluğun varlığı kanattı kendimi limana Bağladım uçarı aklım halattı kararlarım ve kesin seçimin bütünü eşittir hayattı bacaklarım kırıldı adın koluma kanattı (Kanat)
Burun buruna geldim seni bulmak için Her belayla düşündüm 3 yıl arayla küs mü mecnun Leyla'ya? bacaklarımı sarkıtırım dalga çarpar ayağıma beyaz saçların akasya çalmış kokunu lavanta Vadeli yıllar karanlıktan korkmayı sana yasaklatır 20 sene de uzayan saçı küçük bir bit makaslatır 2 çocuğum olsa aklım salıncakta sallanır büyümek istemiyorum annem babam yaşlanır Saçının teli kopmasın, korkarım Allah muhafaza şerefine izin verdim bugün kalbimdeki her muhafıza ziyarette evliya dedim fark etmelerini sağla buz gibi karaya vurmuşum, bulmuş sahil muhafaza Tanrım yıllar günaha soktu, gel de içimi filtre et yıkılır bendim ilk tayfunda yağmurun işi çiselemek sineğin yalısı her papatya yüzünden çirkin çiçek çıkışmıyor param melek, yürüyerek geliyorum sabret
Bak, yine başa döndü bu dünya Yine sona sardı aynı kaset, bıktım!... Bu monotonluk maratonu. Onu tanı!... İçinde düşünce koştur
Derin bir denizin dibine çökmüş, bir hazine aşk denen Gafilen bir av olur aniden. Bir kalp,ve diğeri hükmeden. Benden uzakta olsun derdim körpecik çocukken. Gücümü toplamam gerekti aldanışımı yaşarken Kıvranışımı seyreden melekler gibidir sükunet Tam kendimi toplamışken önüme çıkar hayalet Ve korku içime hucmederken korkup kaçar cesaret Felaket sarsılışımı izler, cesede çevirir esaret Yardım et, bir iğne vur!... Ve sönsün acımın yangını Güneş su olsa, yağmur kurusa ayıltamaz bu baygını. Çok zorladım şansımı ve yatıştırdım hırsımı. Yaşama kafa tutarken kafamı kırdı cadının tılsımı Hileden uzak bu adama sille vurma yazıktır. İlle çile mi çekmem lazım? Nurum yüzüme dargındır Bil ve gerisi Mühim değil sevgim sana özel ve Saftır Bugüne dek işlediğim günaha. İstirhamım tekbir aftır. Dökmek ister içini içim, anlatmalı mı. Biçim Biçim?... Her neşe, bir içim ve içlenişime direnişim. Ben, yürüdükçe kalır izim, bitmek bilmez pembe dizim. Yüzüm her resimde karanlık, karamsar bir çizim
Bak, yine başa döndü bu dünya Yine sona sardı aynı kaset, bıktım!... Bu monotonluk maratonu. Onu tanı!... İçinde düşünce koşturSago Acıyla Yoğrulur , Kendi Yağında Kavrulur Mutluluğum Yavrudur , Paranoyak Olduğum Doğrudur Dilim Damağımı Kurutur , Çölde Yağmur Kurudur Sessizliğim Konuşur , Ben Dünyayla Boğuşur
Herkes Birgün Soğuyacak Bu Fani Gidici Hayattan Bütün Bedenler Soğuyacaktır, Elbet Yavaştan Kıyamet Toplantısında Ölecek Haramiler Telaştan Ne EV Ne PUL Ne ÇUL Ne Bir KUL Geride Kalacak Dünyadan
Olması Gerken Şeylerin Adını İyilik Yapmak Koymuşlar Baksana Dedelerimiz Toprak Altına Doğmuşlar Rapunzelin Saçlarını Yolmuşlar Ya Komşular 7 Cücelerin Prensesi Ölmüş Uçurumdan Bir Bir Atlamışlar
Porselen Bir Tabuttayım Sağıma Soluma Çarparım Bende Rüya Çok Sende Tabir Boldur Aslanım Sago Aynı Şarkıyı Söyleyeli 9 Sene Olmuş Vakit Kendini Öldürürken Sevdiklerim Yok Olmuş
Hergün Bir Adım Daha Fark Atmaktayım Bu Dünyaya Uzaktan Tanıdık Oluyorum Yakınlaştığım Bu Yabancıya Eski Mumun Kokusu Kalır Fitili Küser Aydınlığa Dilsizlerle Rap Yapan Bir Kör Sagopa Sayfalarda
Ben Bana Kendim İçin Lazımım , Hatıram Olsun Sana Şarkım Lapa Lapa Kar Yağsın , Manzaralarımı Beyazlara Boyayın Bennn Bugün Ölebirim Şu an Ölebilirim Her An Ölebilirim
Agresiflik Titretirken Kalbimin Bam Telini Yeni Kapılar Kilitlenir Ve Bende Anahtarlar Eksik Mirasım Hak Edene Kalsın Moda Değil Bu Rap Hergün Yeniden Doğduğum İçin Kendimi Tekrar Etmem Zor Hergün Eridiğim İçin Kendimi Buz Küpü Yapmam Zor Tedavim İçin Yeni Bir İlaç Gerkeli Doktor Olmak İçin Tüm Savaşları İhtişamlı İmparator Cenk Halinde Akranlarım Şarkılar Birbirini Yiyor
Vardır Tekliğe Alışıklığım Ve Tetikle Tanışıklığım Kertenkele Misali Bir Parçamı Yolda Bırakmışlığım Vardır İçmedende Bir Köşeye Sızmışlığım En Kötü Zamanlarımda Arkadaşımdı Yalnızlığım Vardır Ayaklarımı Kullanmayıp Kollarımla Kaçmışlığım İftira İzdihamında Kendimi 4 Bir Tarafa Dağıtmışlığım Bir Kenarda Cüretim Diğer Yanda Alışmışlığım Zerrelerime İşler Ürperiş Ayazla Kaplı Karanlığım İçinde çürüdüğüm odama ket.Ben öğrenci hayat mektep.Haren gürra yıkılır hatıra.Hassas yapraklarımın sonu çıka hayra bat.Armoni gelsin kulağa.Açılır susta.Ya rapim ya ölüm ya dünya ya feza ne hasım ne çalım ne yapım ne yıkım değil umurumda yak.İzbe hayat hep hazır ol rahat Hayta Hilkat ve kalp hacamat.Yolculuğun bi kundak bi toprak.Kahkalarımda kayıpta murat.Hayli hayati rap mütemadi.Ört üstümü mermer baki göm büsbütün her şeyim hayali.Geciktirme vaktim bu ikindi..Checkmate..Kahpe felek işin acı üretmek ne bilirsin sen nedir üşümek titremek.İsteğin acılara tuz biber ekmek demek.Kolo deneyimli denek.Yalnız hep sükunet ve net.Altını üstünü tersine çevirir.Üstüne üstlük çamları devirir..Tadan bilir.Sen gülerken ben pek ilgilenmem..Buradan geçtin mi bilmem..Kim tutmuş,kim kesmiş,kim pişirmiş kim yemiş.Sen gülerken pek ilgilenmem yalnız uyanmak cehennem.Madem uyku yarı ölüm canıma gecedir kasteden
kendimi unutmak istiyorum yol kenarına biriken kuru yapraklar gibi günleri ayları yılları anıları hatta kendi devremi çehremi yakın çevremi dahi sen bir sırrı bile tutamadın artık neyi paylaşabiliriz candan ki esti rüzgar hiçlikistandan ölmek tatlıydı baldan serpilmiş hayalime gubar-ı gam ve ızdırap koleramın rapi zat hani nerde o eski rulo kat hababamın ruhu kaçtı gelde gör Rıfat halkım konuşuyor kendi dilini çat pat KOLAYSA ANLAT
Yürüyüşü paytak paytak farları yak karşıya geçmeye çalışıyor çaylak.Sen aslında bir hissin dedim mi aniden yok oldu hortlak.Doydumu tumbak 24 ünde 3 öğünde bebelac bitirme hepsini kardeşine de bırak.Biz öyle gördük babadan anadan yarenden..Hayatında her şey dümenden..Bir gün ölürsen bilme benden..Bariz boynumu bağladım balona..Şimdi baya bir yükseldim yerden sana koyuldu denden.Selam getirdim sana Hollandalı William Tell'den.Debelenmezsen çabuk biter işimiz eğer beni dinlersen her demSözüm kulaklarına değsin duvara vursun başını gücüm Yıllar geçse vakit durur alınamayacaktır öcüm Ardıma aldığım dilaverle başlamıştı büyük göçüm Devler ortasında bir omzu yere yakın bir bücürüm Ah bu körpelerde kalmamış fikir akıl Dumanlı bahçelerde aleve ver otu tipin coni maykıl Bir tarafta kel oğlanlar, diğer yanda mevlanalar Eski dosttan düşman olmaz bunlar en büyük yalanlar Tilki orda bir ümitsiz dağla hayal kurarken Nedense ipini kestin sattın grubunu erken Kalbin neyse nefretinide kendi elinle şah mat ettin Velakin şimdilerde yediğin tabakları tekmeledin Bana diss atarken eminimki kullanacaksın kaf kef Cümle sonuna koyacaksın kaf kef senin yerin kenef 3 Nankör bir araya gelmiş çekip gitmiş şeref Esefle kınama görevindeki yalakalıkla mükellef Rapte sahte yan sahte kan sahtoman Maslak yalısındakileri bilse napardı resepsiyonist baban Ve ağla lan rap hayatın bitti maymun çarli şarlatan ve Dürzü, burası senin havanı alan Sago lan
Dürbün kurşun palaska postal görcek, gitmediği askeriyede Balistik görcek mercek Keksin gerzek, kroki ile kalkan batın inecek Bu duruma en çok çatal flex sevinecek DEVAAMMM
Allah sizi sagopa kajmer şerrinden korusun İllallahla kaçış dur, bismillah sana haram gavur Eyvallahın sonu boğaza daim konuk olur Fantezilerini kur bosporus ortasında tekbaşına osur dur Kendine bir gün kötü gözlerle bak ayıbını yüzüne vur Aşağıla dürüst ol bir kere olsun sınırda dur Yalanla beslenen kulaklarıma dilersen köpekçe av kur Cihanda 3 şey maneviyse onur -huzur -gurur
Baksen şu işe ee maneviyata saygıda kusura mı kalmış iki Hece Tepelemesine çık sago omzuna yüklen kır kalbini ver elime Baksen şu işe maneviyata saygıda kusura mı kalmış iki hece Tepelemesine çık sago omzuna yüklen kır kalbini ver elime Baksen şu işe ee maneviyata saygıda kusura mı kalmış iki hece Tepelemesine çık sago omzuna yüklen kır kalbini ver elime Baksen şu işe maneviyata saygıda kusura mı kalmış iki hece Tepelemesine çık sago omzuna yüklen kır kalbini ver elime
Beni devirmek çok kolaysa tarihinden Adımı sil En temiz denizde bile var gözden ırak koli basil Fil şirindir amma onca sineğin başını ezendir bil Ben humusla rahat uyurken seni saracak kill bill Sözlerimdir kulaklarına kabartma tozu Her ustanın sırrı gizli sağ elinde saklı kozu Şaşmamakta şaşı bakışla bakmamakta kantarın dozu
On bin resme dahil olsan ben veririm en iyi pozu Sahana ceza kestim, ben ağlamazken vurur dilim Benimle ay lı ben li konuşma dilini keserim Rap hayatını tek parçamla bitiririm yeminliyim Bundan sonraki kariyerinizde esenlikler dilerim (esen) Öyle nankörsün ki buz dağlarını eritemezsin Açık arttırma yapsan bana rapini yediremezsin Rapstarım desen sokak sanatından bihabersin Tek bir ihtimal var desem yerli yalaka sensin
Baksen şu işe ee maneviyata saygıda kusura mı kalmış iki Hece Tepelemesine çık sago omzuna yüklen kır kalbini ver elime Baksen şu işe maneviyata saygıda kusura mı kalmış iki hece Tepelemesine çık sago omzuna yüklen kır kalbini ver elime Yeaaah 2 çift 0, 5 yo sago motherfucking empire yea manZAMAN YALANCILARLA,ARSIZLARLA GEÇER İRDELEDİM. HENÜZ KÜÇÜKSÜN,BEN DE SENİN YAŞLARINDA ASİLEŞTİM. ANNEM BABAM ÖĞÜT VERİRDİ,EN DOĞRUSUNU BEN BİLİRDİM. HAYAT DENEN EKMEKTEN BİR DİLİMDİM BEN DE YENDİM. UNUTMA BİR DELİL GEREK,BİR DOSTLUK KANITI LAZIM. UCU KIRILMIŞ BİR KURŞUN KALEMLE,KALEMTRAŞIN AŞKI MİSAL... DOST MASAL,BİR ÖNSÖZÜ VE BİRDE BURUK SONU VAR. KISA BİR SÜRE GÜNEŞ AÇAR YANARSIN,SONRA KAR YAĞAR DONARSIN. KARANLIK OLMADAN AYDINLIK DEĞERSİZ BİR PIRLANTA. İÇİNİ DİNLE SESİNİ DUY,KONUŞ KENDİNLE KARANLIKTA. ŞİŞMAN PİŞMANLIKLARIN İÇİNİ KEMİREN. UTAN,SIKIL !... KORKMA GEÇER... KADERİN ELİ İÇİMİZDEN EN ZAYIF HALKAYI SEÇER BAK ŞEKER,SEN GİT KENDİNE HAS TARZINLA ŞİNANAY OKU. NASIL TEMİZLEYECEKSİN BAKALIM ORTALIĞA SALDIĞIN BOKU ? AYIRDETTİM GÖZLERİ AÇI VE GÖZLERİ TOKU. KENDİNE GELMEK İÇİN HERGÜN EN AZ 1 KERE 1 DİZEMİ OKUMarch 02 Batımda gün yine sokaklar ıssız, şarapkolikler ve para peşinde eli bıçaklılar, sabah yumruk konuşur, gecelerimde silahın notaları, derinde bir sela sabahları, gazetelerde ölümün ibret etkisi, mafya evreninde yaratılan kahraman adamlar, haraçla kazanılan günahlar(GÜNAH),evimin önüne dizilen onca sarhoşun nağrası ve polisin etkisizce boş fiilleri, güvenliğim mi yoksa benliğim mi idam anlarında terlemekteki? kinime yemdi şiddetin meyvesi, bizse bunca yıkıma katıla katıla sırıtır olduk, eylemim rapimle fiile dönüşecektir bilesiniz.Dağdan inme ayıların temelli cahiliyetine vizeyle karşılık verildi, kondular getirdi betonu, başbakan bir metro yerine doğamı geriye ver!... kültürüm piç oldu, özür için dilekçe ver!...ben yarındım ancak aldınız elimden bugünümü kimliğimden utanır oldum, Türkiye burası değil, hep sefil bakışlar onumun dokuzu psiko bunalım 24 saatte 3'lü çevirir sen-ölüm-kalım!...
Bakışlarımda kara ifade,istifade edilemeyen o masumiyetim, yüzünde meymenet göremediğiniz tüm liriklerimle bir bütün ben,tüter tütün yazar çizer stilo.sadakatim gömüldü dilime. sus!...dedirtmedim. kus!... günahların sevabı bulunamaz yunus.Prangalarda raks ederken ağlamaklı bakışın öncüsü, kısır döngüsünde tanıdık her bir muhterem cılız bitki örtüsünde,tanıdık her bir muhterem cılız bitki örtüsünde. civarda depremin korkusu ve bilgilerini yokla,fazla soru da sorma zaten halim kalmadı, hasta adamı yatağa yatırın artık, bin asırlık bekçi ülkemin damarlarında kan bırakmadı, bazı bazı bazılarımız,tepeden izlerken kakılmışları, çalınmış hırsları,sessiz yalvarışlarını duy gözlerimin,bak
bu dılden fırar eden her söz yaydan cıkmıs ok gbı sözler bazen bir hazıne bazen dermansız bır dert tipi gecmıs dünden bahsetmek lezzetsız gelmemıs yarından hep mı sıkayetcıyız biz aklımın ıpınıın ucuda kaçmış tımsah katlelerı bosalmış bır ıkı damla hıc degersız huzun ve kaderın pencesınde bırde ev namı degersız gece gunduz ömürden yontar dunya dönmez yarensiz bugun ömür yarım gün serbest kalsın fıkrım senın tozlarını sılemez tenımden ellerım varlık ruhu terkeder gözun gözümden ayrılınca bendekı aşk altın mısalı agırlıgınca sensız benlık yokluk demek kalbım sana emekci aşk denen ıllet çorak arazıde tılkı mısali kurnaz bekçi başım sarkıt bir mahalsiz cumle yolumun onune taş dudakların kaderin hıkayeden çakır keyıf dertdaş goren derkı sel ağzına bına yapmak aptal işi yel eserse kırmaz dişimi kalp bı körse gormez bişiyi sanıyeler dakıkalarla yapar alısverısı saatler seni alır benden korkarım olamaz gelişi hasret gozumun ısıklarını sonduren alcak mısafır ağır hıtap sonuk bır mum ayrılık haın bır zehır melek yanımda yuzunu saklar felek yuzume kaş çatar bi tek bu huznu sen bozarsın ipek tenın derıme batsın ruzgar saçını supurse mest olur bakıslarım adınla uyanır kulaklarım yuzunle acar goz kapaklarım en guzel sıırlerımde kaleme adını sayıklatırım odamın hayaletısın sessızlıgıne aşığım....
derdime çare baytarım yok, dengeme destek tut ki durayım şafak güneşin fermanı gecer, acı tatlı sayılı zamanın sancısı ama melek bır yandan şeytan bır yandan başım zından yokluk var bu kaçıncı şikayetım bılmem....
kafamı duvara yasladım omuzların yanımda yok ahbaplar maymun ıstah sahıbı benım ıcım senle tok yok ki gücüm belkı devler ulkesınde bücürüm sessızlıgınle gelır hüznüm yoklugunda gömülü ölüuyüm bu devranın bınlerce sevgi musterısınden bırıyım yanlızlıgıma kufrederım sensız halden mustekırım ılelebet de donmez olsan bılkı yanlız nöbetteyim hatalarıma savaş açtım hergun farklı kefendeyım hayat gunluk defter yapragı hazan gelır dokulur gelırken ne getırlır kı gıderken ne götürülür dertle anlaş deva bul üzüntü kalbi sömürür yüzüne baktıgım her an cennetten bahce gorulur gülüşle sen deil gönul bucaklarında harabeler bu hılekar tavırla gecer fena saatler senı ıceren masallarım anlatılacak kadar kısa deıller aşk ilinde bı tarafta cüceler dıer yanda devler...
derdime çare baytarım yok, dengeme destek tut ki durayım şafak güneşin fermanı gecer, acı tatlı sayılı zamanın sancısı ama melek bır yandan şeytan bır yandan başım zından yokluklar bu kaçıncı şikayetım bılmem
|